ekonomist fıkraları


  1. ortalıkta dolanan ekonomistlerle ilgili çokça fıkra var belki duymayan bilmeyen vardır bir kaçını yazıyım ben buraya.

    İki tane bankacı parkta yürüyorlarmış.Birisi yaşlı bir kurt.diğeri ise yeni bankacıymış.Yaşlı bankacı yürürken ekonominin sırlarını öğretmek için genç olana nasihat veriyormuş.
    Yaşlı Bankacı:
    Bak evlat ekonomide önüne hangi fırsat çıkarsa çıksın bunu değerlendirmen gerekir.Mesela önümüzde bir hayvan dışkısı var.Sana 1 milyar versem onu yermisin der.
    Genç Bankacı
    Gerçekten mi efendim.Tamam neden olmasın der.
    Ve gerçekten de dediğini yapar.Sonra tekrar yürümeye devam ederler.Karşılarına bir tane daha çıkar.
    Yaşlı Bankacı
    Bak şimdi evlat misal bana da 1 milyar versen bende bunu yerim.
    Genç Bankacı
    Tamam o zaman efendim yediğiniz taktirde bende size 1 milyar vereceğim der.
    Gerçekten de yaşlı olanda dediğini yapar ve genç olan 1 milyarı kendine uzatır.Daha sonra yürümeye devam ederler.
    Genç Bankacı
    Sizden 1 milyar aldım ben yedim.Sizde benden verdiğiniz parayı aldınız sizde yediniz.Peki söylemesi ayıp ikimizde karlı çıkmadık, biz bu b.ku niye yedik der.
    Yaşlı Bankacı
    Öyle deme evlat.2 milyarlık işlem hacmi yarattık.
    (eco 18.10.2013 18:00)
  2. Bir fizikçi bir kimyacı ve bir ekonomist ıssız bir adaya düşmüş.
    Yiyecek bir şey yok. Lakin bir bakmışlar, sahile vuran bir konserve kutusu… Dolma!

    Fizikçi demiş ki… “Bir taşla vurup açalım, yeriz.”
    Kimyaci demiş ki… “Ateşe atalım hem pişer hem de kutu açılır.”
    Ekonomist… Farz edelim ki elimizde bir konserve açacağı var…”
    (eco 18.10.2013 18:56)
  3. amerika'da bir ilan sitesinde genç bir kız aşağıdaki ilanı yapar;

    25 yaşında kültürlu, akıllı ve çok güzel bir kızım ve new york!ta yaşıyorum.yıllardan beri bir sürü erkekle çıktım ama hepsi yılda 250.000$ altında kazanan erkeklerdi. bu meblağın az olduğunu düşünüyorumve yılda $500.000 dolar üzerinde kazanan bir erkekle evlenmek istiyorum. çevremde benden çirkin ve kültürsüz bir sürü kızın zengin erkeklerle evlendiğini gördüm, onları nerede bulabileceğimi bilen varsa beni bilgilendirmesini rica ediyorum.

    ilana iyi kötü çok sayıda kişi cevap vermiştir ancak içlerinden birisinin cevabı dikkat çekicidir;

    anladığım kadarıyla evlilik için önceliğin kişi değil para. ben senin aradığın kriterlere uyan birisiyim yani yılda 500.000$ üzerinde kazanan varlıklı biriyim. ancak olaya finansal açıdan bakarsak, benim varlıklarım önümüzdeki yıllarda muhtemelen daha da büyüyerek değer kazanacaktır yani zenginliğim artacaktır. ancak karşılığında senin bana sunduğun varlıkların yani güzelliğin ise zaman geçtikçe daha da değer kaybedecek nitelikte . bu durumda, finansal bir karar vermek gerekirse satın alma yerine kiralamayı tercih ederim.
    (ghost 18.10.2013 19:11)
  4. Her ne kadar fıkra olmasa da bu yazı bu başlıkta sırıtmaz.

    Rakibini bitiren satın alma planı Hürriyet yazarı Ertuğrul Özkök, bugünkü köşesinde dünya devi Amazon.com'un rakip gördüğü şirketleri satın almak için izlediği acımasızca planını anlatan bir yazı kaleme aldı. İşte o yazı...
    Amazon’un kurucusu Jeff Bezos’un değişmez kuralıydı.
    Raporlar 6 sayfa olmalıydı.
    Dosyayı Bezos’a uzatan Tim Stone kısa konuştu:
    “Jeff burada ilginç bir bebek var...”
    Yanındakinin adı Jason Warnick’ti...
    Başında bulundukları bölümün adı “Competitive Intelligence”dı.
    Türkçe adıyla, “Rekabetçi istihbarat..”
    Yaptıkları iş, bir nevi dijital casusluktu.
    Daha 2000’li yılların ortalarında bizzat Bezos’un emriyle kurulmuş bir bölümdü ve finans departmanına bağlı çalışıyordu.
    Amerika’daki bazı istihbarat birimlerinin Maliye Bakanlığı’na bağlı çalıştıklarını da unutmamak gerekirdi.
    Yani şirketin istihbarat yapılanması, devlet mantığına uygundu.

    SAHTE İSİMLE SİPARİŞ VERİLİP BİLGİ ALINIYOR
    2009 yılında bu bölüm iki yöneticisi şirketin kurucusuna elde ettikleri çok önemli bir istihbaratı vermeye gelmişlerdi.
    Bölüm, Amazon’a rakip olabilecek şirketleri çok yakından takip ediyordu.
    Jeff Bezos’un rekabet mantığı şu prensip üzerine kuruluydu:
    “Büyük paranoyak, küçük paranoyağı yer...”
    Çalışma yöntemleri şöyleydi. İstihbarat biriminin radarları, online perakende pazarını sürekli tarıyor ve ileride tehdit unsuru olabilecek şirketler belirleniyordu.
    Birim, 2009 yılında New Jersey eyaletinde ilginç bir iz bulmuştu.
    Henüz start-up aşamasındaki şirket, çok iyi bir iletişim sistemi ile kadınlara yönelik ürünler pazarlıyordu.
    Hemen klasik prosedür uygulandı. Sahte isimlerle müşteri olundu, siparişler verildi. Gelen ürünün kalitesi, fiyatı, teslimat koşulları incelendi.

    MADEM O ADAMLAR BANA HAYRAN GİDİN VE BİTİRİN
    “Quidsi” isimli şirket 2005 yılında Marc Lore ve Vinit Bharara adlı, gramer okulunda tanışmış iki arkadaş tarafından kurulmuştu.
    Şirket bir yıl önce, bebek bezi ve benzer ürünler pazarına girmişti. Ancak hiç farkında olmadan hayati bir hata yapmışlardı.
    Bloomberg Businessweek dergisine verdikleri bir mülakatta, “Bezos’a hayran olduklarını ve Amazon’u taklit ettiklerini’ söylemişlerdi.
    Bezos daha hikâyeyi dinler dinlemez talimatı vermişti:
    “Gidin ve bitirin...”
    Amazon sözlüğünde bu cümlenin anlamı şuydu:
    “Ya satın al ya da yok et...”

    HAYIR SATMAYIZ DEYİNCE CEVABI ERTESİ GÜN GELİYOR
    İki gün sonra Amazon Başkan Yardımcısı Jeff Blackburn şirket yöneticileriyle görüşmek üzere, Newark Havalimanı’na iniyordu.
    Masaya oturur oturmaz, Amazon kültürüne en uygun ifadelerle konuştu:
    “Ya şirketi bize satın ya da biz çocuk bezi pazarına giriyoruz.”
    Sahipleri şirketi satmak istemediklerini, bağımsız kalmayı tercih ettiklerini söyledi.
    Amazon’un en sevmediği şey böyle cevaplardı.
    Nitekim onların cevabı da ertesi gün geldi:
    Amazon aynı ürünlerde yüzde 30 daha ucuz bir fiyatla bebek bezi satmaya başlıyordu.
    Quidsi, Amazon’un nereye kadar gidebileceğini ölçmek için kendisi de aynı ürünlerde yüzde 30 fiyat indirdi.
    Amazon kararlıydı. Bebek bezi fiyatını daha da dibe indirdi.
    Quidsi kurulalı daha 4 yıl olmuştu, ancak piyasada 300 milyon dolarlık bir satışa ulaşmıştı. Amazon rekabete başlayınca gelirleri düşmeye başladı.
    Quidsi’nin iki sahibi ilk defa bebek şirketlerini satmayı düşünmeye başladılar.
    Üstelik onların da ellerinde bir silah vardı: Wal-Mart.

    48 SAATTE DÖNMEZSENİZ SONUNA KADAR GİDERİZ
    Dünyanın en büyük perakende devi, Wal-Mart, Amazon’un online perakende piyasasında anormal büyümesinden fevkalade rahatsızdı.
    Dev bir pazar gözlerinin önünde dijitale kayıyordu. O nedenle onlar da, iyi bir noktadan online perakende işine girmek istiyordu.
    Aynı günlerde Wal-Mart istihbaratı da radarlarında New Jersey’deki bebeği yakalamıştı.
    Onlar geç girmekle birlikte, Quidsi’nin sahiplerine daha yumuşak yaklaşmış ve etkilemişlerdi.
    Hatta şirkete ortak olmak için 450 milyon dolar üzerinden ‘due diligence’a (değerlendirme) başlamışlardı bile.
    Yine de piyasayı kızıştırmak gerekiyordu. İki sahipten Lore telefonu kaldırıp, Amazon’un başkan yardımcısına “Görüşmeye hazırız” cevabını verdi.
    Ancak öteki tarafta tavır artık aynı tavır değildi.
    “Siz buraya, Seattle’ gelin” cevabı aldılar.
    İki ortak, ertesi gün Seaatle’daki binanın kapısından içeri girerken, Amazon’un “gladyatör kültürünün” kendilerine nasıl bir tuzak hazırladığını akıllarından bile geçirmiyorlardı.

    TELEFONLAR ALINIYOR KAPILAR KAPATILIYOR
    İki yöneticiye, cep telefonlarını kapatıp dışarıda bırakmaları söylendi.
    İki genç patron bunu, telefonların dinlenmesi ihtimaline karşı bir önlem sandılar.
    Ama asıl nedenini, toplantı bitip kapılar açıldığında öğreneceklerdi.
    Karşılarında bizzat Jeff Bezos oturuyordu. Ve onlar içerideyken, dışarıda büyük online piyasasında büyük bir bomba patlıyor ve Amazon, “Amazon mom” adlı bir şirketle, bebek bezi pazarına girdiğini açıklıyordu.
    Şirket, bebek bezini alacaklara, iki gün içinde bedava teslim imkânı sunuyordu. Müşteriler şirketin aylık sistemine üye oldukları takdirde, ayrıca yüzde 30’luk indirim uygulayacaktı.
    New Jersey’de bu haberi öğrenen Quidsi profesyonelleri hemen telefona sarılıp görüşme sırasında atılan kazığı patronlarına haber vermek istediler.
    Amazon acayip bir oyun oynuyordu.
    Ancak telefonlar kapalıydı ve hiçbiri içerdeki patronlarına ulaşmadı. İçerideki Amazon yöneticileri de dışarıda olup biten hakkında tek kelime söylemiyorlardı.

    AYNI SAATLERDE BİRİ DAHA ONLARA ULAŞMAYA ÇALIŞIYOR
    Aynı saatlerde Quidsi’nin iki patronuna ulaşmak isteyen başkaları da vardı.
    Görüşmeleri öğrenen Wal-Mart yönetimi de teklifini yükselttiğini bildirmek istiyordu.
    Quidsi’nin iki patronunun kafasındaki rakam 500 milyon dolar civarındaydı.
    Bu arada Amazon da bir adım atmış görüşmeler sırasında teklifini 450 milyon dolara çıkarmıştı.
    Bunu öğrenen Amazon’un başkan yardımcısı da bir adım atarak tekliflerini 540 milyon dolara çıkarıyor ve şunu söylüyordu:
    “Bu kesin fiyatımızdır.”
    Tam kapıdan çıkarlarken duruyor, tehdidini savuruyordu:
    “Size 48 saat süre. Cevap vermezseniz, satmayı redderseniz, sonuna kadar gideriz.”
    Amazon, online perakendenin en büyük köpekbalığıydı. Sonuna kadar gitmenin tek anlamı vardı:
    Gerekirse, Quidsi’yi batırıncaya kadar bebek bezini bedava dağıtmak...
    Bu arada kendilerine bir de belge imzalatmışlardı.
    Başka şirketlerden bir teklif gelirse, bu anında kendilerine bildirilecekti. Ama öyle sadece bilgi vermek te yetmeyecekti.
    Gelen teklif e-mail’leri ve yazışmaları aynen Amazon’a forward edilecekti.

    BURASI DİJİTAL ALEM, KURTLAR KANUNU İŞLER
    Lore ve Bharara New Jersey’e dönünce küçük bir hesap yaptılar.
    Önlerinde iki teklif vardı. Biri 600, öteki 540 milyon dolar.
    İki ortak, daha kundaktaki şirketlerini 540 milyon dolara Amazon’a satmaya karar verdiler.
    Dijital âlemin kurtlar kanunu, 19 ve 20’nci yüzyılın demir kanunlarından da katıydı.
    Kapitalizmin yeni köpekbalıklarının dişleri, eskilerinkinden çok da keskin ve yırtıcıydı.
    8 Kasım 2010 günü, Quidsi’nin Amazon’a satışı açıklanıyordu.
    Aynı gün Bezos, haftalık 6 sayfa toplantısını, istediği performansı göstermeyen yöneticilerine şöyle seslenerek açıyordu:
    “Bugün biraz tembelliğiniz mi üzerinizde, yoksa sadece yeteneksiz misiniz...”
    (ghost 29.10.2013 01:27)

Ekonomi Sözlük - 2013 |

arşiv | duyuru | sitemap

sözlük hiçbir kurumla bağlantılı olmayan birkaç kişi tarafından düşünülmüş bağımsız bir platformdur. sözlük içerisindeki yazıların tüm sorumluluğu yazarlarına aiittir. sözlük bu yazıların doğru olduğu hakkında bir teminat vermez. yazılan yazıların telifi bize ait değildir, çalınız çırpınız ama kaynak gösteriniz.

sözlük sistemi ile geliştirilmiştir.